Kırım Tatarları ya da Kırımlılar (Kırım Tatarcasıqırımtatarlar, qırımlar), anayurtları Karadeniz‘in kuzeyindeki Kırım yarımadası olan Türk halkıdır, Kırım’nın tamır halkı. 1783’te Kırım Hanlığı’nın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti‘ne zorunlu göçe tabi tutulmuşlar ve kendi vatanlarında azınlığa düşmüşlerdir. SSCB döneminde Stalin‘in emriyle 18 Mayıs 1944’te sürgüne uğrayarak nüfuslarının yarısını yitirmişlerdir. SSCB’nin yıkılmasıyla sürüldükleri topraklardan Kırım’a geri dönen halk, Ukrayna‘nın ana Müslüman unsurunu teşkil eder.

Günümüzde Kırım Tatarlarının sürgünden dönen kısmı Kırım‘da, sürgünden dönemeyenlerin çoğu Özbekistan‘da, Rusya İmparatorluğu’nun Osmanlı İmparatorluğu’na zorunlu göçe tabii tuttuğu kısmı ise Dobruca (günümüzde Romanya ve Bulgaristan‘da kalmaktadır) ve Türkiye‘de yaşarlar.

Kırım, konumu gereği tarih boyunca birçok göçebe ve yerleşik halka ev sahipliği yapmış bir yarımadadır. Kırım’ın kıyı kesimleri çoğunlukla denizcilikle ve ticaretle uğraşan halklarca yurt edilirken, Kırım’ın iç kesimleri ve kuzeyinde yer alan düzlükler göçebe halkların yurt tuttuğu bölgelerdir. Bu nedenle Kırım kıyılarına, Kerç boğazına ve Azak kıyılarına başta Antik Yunan kolonileri yerleşmiş, daha sonra onların yerini Bizans ve Ceneviz kolonileri almıştır. Kırım’ın iç kesimleri ve Karadeniz kuzeyinde yer alan düzlüklerde ise İskitlerKimmerlerHunlarAlanlarHazarlarGöktürkler ve Kıpçaklar gibi göçebe bozkır halkları yerleşmiştir. Moğol İmparatorluğu‘nun orduları bu bölgeye geldiklerinde karşılarında Kıpçakları buldular. Deşt-i Kıpçak, Moğol hakimiyetine girdikten sonra bölgedeki tüm halklar da bu devlete tabii oldular. Ancak Moğol ordusunun yalnızca komuta kademesi Moğol olup, geri kalanı Türklerden oluşmaktaydı. Az sayıda Moğol askeri ve boyları da bu çoğunlukta Türkleşmişlerdir. Cengiz Han‘ın ölümünden sonra Cuci‘nin oğlu Batu Han‘a düşen Deşt-i Kıpçak, Kafkasya, Rus prenslikleri, İdil boyu, Hazar’ın kuzey kıyıları ve batıda kalan tüm topraklar Altın Orda Devleti adı ile anılmıştır. Bu devletin ardılları olan Kırım HanlığıKazan HanlığıAstrahan HanlığıSibir Hanlığı ve Şeybani Hanlığı genel olarak Kıpçak kökenli Türklerden oluşmuşlardır. Bu ardıllardan Karadeniz’in kuzeyinde hükmeden Kırım Hanlığı’nın halkına Kırım Tatarları denmiştir.

Türkiye‘de Osmanlı dönemindeki yoğun zorunlu göç nedeniyle çok sayıda Kırım Tatarı olduğu bilinmekle birlikte, nüfus sayımlarında köken sorulmadığından kesin sayıları bilinmemektedir. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu arşivleri baz alınarak yapılan hesaplamalara göre yaklaşık 1.200.000 kişi Osmanlı topraklarına Kırım Hanlığı’ndan göç etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfus artış oranlarına düşünüldüğünde 5.000.000 Türk vatandaşının Kırım kökenli olması olasıdır.

O dönem Osmanlı İmparatorluğu toprağı olan, günümüzde ise Romanya ve Bulgaristan arasında paylaşılan Dobruca bölgesinde de toplamda 50.000 civarı Kırım Tatarı’nın kaldığı düşünülmektedir. Burada yaşayan Kırım Tatarlarının önemli bir kısmı Türkiye’ye ve az bir kısmı da Kanada’ya göç etmişlerdir.

SSCB‘nin çöküşünden sonra Ukrayna‘da kalan Kırım Özerk Cumhuriyeti‘nde ise, sürgündeki Kırım Tatarlarının Kırım’a geri dönmelerine görünüşte müsaade verilmesine rağmen Kırım’daki Rus yetkililerce ve Moskova etkisindeki Kiev hükümetince sürekli zorluklar çıkarılmış ve geri dönüş yavaşlatılmaya çalışılmıştır. 1990 sonrası on binlerce Kırım Tatarı kendi imkanlarıyla Kırım’a döndükten sonra 2000’li yıllarda geri dönüş hızı binlerle ifade edilmeye başlanmıştır. Sürgünden Kırım’a geri dönen Kırım Tatarlarının sayısı 2014 Rus işgali öncesinde 350.000 kişi olduğu tahmin edilmekle birlikte Rus işgalinin getirdiği olumsuz koşullar, baskı ve insan hakları ihlalleri nedeniyle yaklaşık 20.000 Kırım Tatarı Ukrayna anakarasına zorunlu göçmek durumunda kalmıştır. Yan taraftaki demografik haritalarda da görüleceği üzere, 1939 yılına atıf yapan haritada Kırım Tatarları 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü öncesinde kıyı kesimlerinde çoğunluktaydılar, iç kesimde yaşayan Kırım Tatarları ise Çarlık döneminde Osmanlı topraklarına zorunlu göçmek durumunda kalmışlardı. 2001 yılına atıf yapan haritada ise Kırım Tatarları iç kesimlere yerleşmek zorunda kaldılar. Birçok insan vatandaşlık almaktan ve haklarını kullanmaktan yoksun kaldı, Kırım’da bıraktıkları hiçbir mülkü geri alamadılar ve geldikleri ilk yıllarda turistik Kırım kıyılarında yaşamaları yasaktı.

Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesi sonrası Kırım’da 300.000 ila 350.000 kişi olduğu tahmin edilirken, Kırım’dan Ukrayna’ya sığınan Kırım Tatarlarının sayısının 20.000 kişi olduğu düşünülmektedir. Bu sığınmacıların önemli bir kısmı Lviv ve Kiev‘de yaşamaya çalışmaktadır. Ukrayna anakarasında ise 1990 yılı öncesinde sürgünden dönüp Kırım’a girmesi engellenen ve bu nedenle Herson‘a yerleşen 10.000 ila 15.000 kişi bulunmaktadır. Ayrıca Kırım’ın Kerç boğazının karşı kıyısı olan Krasnodar‘da da yine 1990 öncesi gelip Kırım’a girmesi engellendiği için oraya yerleşen 10.000 kişi kadar Kırım Tatarının olduğu tahmin edilmektedir.

Kırım Tatar Sürgünü ile çoğunlukla Özbekistan’da olmak üzere eski Sovyet coğrafyasında önemli miktarda Kırım Tatarı yaşamaktadır. Özbekistan‘da kalanların sayısının 150.000 ila 200.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Eski Sovyet coğrafyasında yaşayanlar ise dağınık hallerde binlerle ifade edilmektedirler.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda ve Kanada’da yaşayan Kırım Tatar diasporaları da çoğunlukla Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasındandır.

DNA Haritam tarafından Türkiye’ye özel satışa çıkarılan Genetik Köken Testi’ni satın almak için tıklayınız.